Varis

Varis

Vücuttaki hücrelerin ihtiyacı olan enerji verici maddeler ve bunların kullanılabilmesi için gerekli olan oksijen kalpten atardamarlar vasıtası ile dokulara gönderilir. Gönderilen bu kanın içindeki enerji maddeleri ve oksijen dokular tarafından kullanılır ve atık maddeler de bu kana eklenerek toplar damarlar tarafından kalbe temizlenmek üzere geri döner. Bu toplar damarların genişlemesi ve büklümlü hale gelmesi sonucu varis adı verilen hastalık oluşur.

Vücuttaki toplar damarlar yüzeysel ve derin olarak iki ana grupta incelenebilir. Yüzeysel olanlar cilt altındadır ve gözle görülebilir. Derin toplar damarlar ise kaslar arasında ilgili atardamar ve sinirin yanında yer alır ve gözle görülmezler. Yer çekiminin etkisi ile bacak toplar damarlarındaki kan bacaklarda göllenmesin ve hep kalbe doğru gitsin diye bacak toplar damarları içinde 10-15 adet kapakçık vardır. Bu kapakçıkların tam kapanamayıp kanı aşağıya doğru kaçırması neticesinde bu damarlar ve bunların yan yollarında kan göllenir, damarlarda genişleme olur ve varis dediğimiz hastalık ortaya çıkar. Çoğu genetik geçişli olmakla beraber ayakta durarak çalışan insanlarda (öğretmen, hemşire, doktor, garson vs.) görülme sıklığı daha fazladır. Kadınlarda erkeklere göre daha sıkça görülür ve yaş ilerledikçe varis oluşma olasılığı artar.

Belirtileri:

Hastalığın milimetrik kılcal damarlar görülmesi ile bacakta yaralar açılması arası aşamaları vardır. Erken evre hastalarda daha çok görüntü ile ilgili sıkıntılar olurken hastalık ilerledikçe bacakta ağrı, şişlik, hassasiyet gibi yakınmalar oluşur. Daha ileri evrelerde ise bacak cilt renginde koyulaşma ve pullanmalar ve hatta bacakta iyileşmeyen yaraların açılması görülebilir.

Tanı:

Tanıda görüntüleme yöntemlerinden yararlanılır. Gözle görülmeyen derindeki toplar damarlarda kapak yetmezliği olup olmadığını anlamak için venografi ya da renkli doppler ultrasonografi yapılabilir. Venografide ayak bileği seviyesinde toplar damarın içine özel bir boyar madde verilerek filmler çekilir. Günümüz modern ultrasonografi aletleri sayesinde venografinin kullanım alanı oldukça azalmıştır. Renkli doppler ultrasonografi ağrısız, iğne kullanılması gerekmeyen basit bir yöntemdir.

Tedavi Yöntemi:

Tedavi hastaya ve hastalığın evresine göre yapılmalıdır.

Erken Evre ve Ameliyat Riski Olan Hastalar:

Erken evre hastalıkta ve ameliyat riski olan yaşlı hastalarda sadece varis çorabı kullanılarak hastalığın ilerlemesi önlenebilir. Dizaltı varis çorabı genelde yeterlidir. 1-3 milimetre arası küçük varislerde ve kılcal damarlarda, eğer doppler ultrasonografide kapak yetmezliği yoksa çeşitli tedavi yöntemleri uygulanabilir. Özel ince iğnelerle damarın içine girilip özel maddeler verilerek damarın kapanması sağlanabilir (skleroterapi). Bu yöntem ayrıca elektrokoagülasyon, radyofrekans ve lazer gibi özel aletlerle de yapılabilir. Hastalığın yaygınlığına göre birkaç seans uygulanır. Hasta işlem sonrası yürüyerek evine gidebilir, yatak istirahati gerekmez. 1-3 gün boyunca elastik bandaj ya da varis çorabı giymesi yeterlidir.

İleri Evre Hastalarda:

İleri evre hastalıkta standart ameliyat, köpük skleroterapi, radyofrekans ve lazer ablasyon yöntemleri uygulanabilir. Uygulanacak yöntem hastaya ve hastalığın evresine göre seçilmelidir. Bu yöntemlerin hepsindeki ortak amaç kapak yetmezliği olan yüzeyel toplar damarın çıkarılması veya içinin kapatılması sağlanarak venöz yükün ve göllenmenin engellemesidir. Zaten kapakları çalışmayan bu damarların çıkarılması ya da kapatılmasının vücut için herhangi bir zararı yoktur. Derindeki damarlar aynı vazifeyi görecektir. Bu yöntemlerin hepsinde hastanın bir gece hastanede yatması yeterlidir. 7-10 gün içinde normal yaşama dönülebilir.

  • Standart ameliyatta kasık çizgisinde 1-2 santimetrelik bir kesi yapılır. Yüzeyel damarın derin sisteme döküldüğü yerdeki dalları bağlanır. Özel bir tel yardımıyla yüzeyel toplar damar diz seviyesine kadar çıkarılır. Genişlemiş olan varisler üzerine de 5-7 milimetrelik küçük kesiler yapılarak bunlar çıkarılır.

Köpük skleroterapisi, radyofrekans ve lazer ablasyon yöntemlerinde diz ya da ayak bileği seviyesinde açık olarak ya da doppler ultrasonografi eşliğinde yüzeyel damarın içine girilir.

  • Köpük skleroterapisinde hava ile karıştırılıp köpük haline getirilmiş ilaç damarın içine verilerek damarın kapanması sağlanır. 
  • Radyofrekans ve lazer ablason tekniklerinde ise özel kateterle yüksek ısı sayesinde damarın kapanması sağlanır.

 

Share on LinkedInShare on FacebookShare on Twitter